minik bir GökTaşı'nın feza maceRaları
Sevgili blogum merhaba,
Aslında bu yazıyı güzel güzel fotolarla da desteklemek isterdim ama sanırım bunu yapamayacağım
14 Şubat’tan bu yana neler oldu neler bitti anlatmak istiyorum. Dünya hızla dönmeye devam ediyor. Ve teleskoplar gökcisimlerini daha çok yaklaştırdıkça ne kadar hızlı döndüğünü daha da net farkediyor insan. Diliyorum ki sadece bir anlığına gelmiş olduğum şu Dünya’da boşa gitmeden yararlı bir şeyler için kullanabilmişimdir o bir AN’ı….
11 Mart 2011 Kilis ilk teleskopuna kavuştu. Türkiye’nin dört bir yanının karla kaplı olduğu soğuk bir dönemde 5 çatlak (Yeliz Aksoyu, Süleyman Fişek, Koralp Gök, Nurcan Örtügen Gök, Altuğ Kağan Gök) gitmeyin etmeyin kelimelerine aldırmadan yola çıktı. O geceden aklımda kalan cümle İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün “30 senedir burada hizmet yapıyorum. Bir gün kalkıp birileri buraya teleskop getirecek deseler hayatta inanmazdım, bırakın şu teleskopu elle yaptığınızı, bu havada kalkıp buralar kadar geldiniz, siz normal değilsiniz, bu hak ödenemez” demesi oldu. Peki ya teleskopu emanet ettiğimiz Mehmet Keleş öğretmenimiz? Nereyedeyse her hafta o teleskopu kuruyor ve minicik yürekleri evrenle kavuşturuyor. Binleri geçmiştir Kilis’te evrenle tanışan gözler. Gözlerim dolu dolu gülümsedim gülümsedim.
08 Nisan 2011 Balıkesir İlk Teleskopuna kavuştu. Bilim Sanat Merkezi yetkilileri ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü gitmedik kapı bırakmamış oraya teleskop edindirmek için. Kimse ilgilenmemiş. Gözlemevi bile hazırdı. Kırmızı halımız eksik idi diyeceğim ama orda tanıştığımız yürekler yetti de arttı bile. Kendimi Hubble uzay teleskopu teslim etmiş hissettirdiler bana.
Gözlerim dolu dolu gülümsedim gülümsedim.
01 Mayıs 2011 Memleketimin ilk teleskop imal eden işletmesini kurdum. Babalar gibi vergimi ödemeye de başladım. Ne anlarım ben işletmeden şirketten. Gözlerim dolu dolu gülümsedim, gülümsedim.
05 Mayıs 2011 Gebze Tevitöl’de Astronomi günleri düzenlenmişti. Oraya gittim. Parlak öğrenciler ve astronomiye olan ilgilerini gördükçe geleceğe dair umudum arttı. Gözlerim dolu dolu gülümsedim gülümsedim.
11 Mayıs 2011 Ankara Yasemin Karakaya Bilim Sanat Merkezi’nde Astronomi günlerine gittim. Onlar sanırsınız minicik çocular ama ayna yapım atölyesinde biri kalkıp da “heheh abla ben hubble da yaparım artık kolaymış” deyince o huzurlu gülümseme belirdi bende. Elbette yapacaksınız, ben bu yüzden buradayım dedim. Yapacaklar biliyorum. Gözlerim dolu dolu gülümsedim gülümsedim.
17 Mayıs 2011 Mor Panjurlu Teleskop Atölyemin ilk öğrencisinin teleskopu hazır hale geldi. Atabek kardeşim ve annesi Nuran Hanımcığımı burdan kocaman kucaklıyorum yine. 14 yaşında kendisi ve kendi teleskopunu kendi yaptı. Gururla bahsettiğim ve örnek olarak göstereceğim canım kardeşim benim. Minicik penceresinden evreni tanımaya devam ediyor kardeşim. Gözlerim dolu dolu gülümsedim gülümsedim.
15 Haziran 2011 Terakki Vakfı Şişli Terakki Lisesi Fizik Kulübü öğrencileri ile yıl boyunca yaptığımız teleskop tamamlandı. Ay tutulması eşliğinde ilk gözlem gecemizi organize ettik. Çocuklar satürnün halkalarını gördüklerinde aaaaa bunu biz mi yaptık dediler. Evet onlar yapmışlardı. Gözlerim dolu dolu gülümsedim gülümsedim.
18 Haziran 2011 DenizBank ile çok güzel bir etkinlik gerçekleştirdik. Çalışan babalar çocukları ve eşleri ile Babalar Günü’ne özel düzenlenen atölye çalışmasında teleskop yapmayı öğrendiler. 3 tane teleskop yaptılar. Kurumsal bir firmanın böyle bir atölye çalışması düzenlemesi, bilimi halka indirgeme hedefimde epeyce önemli bir başarı oldu benim için. O vida sallayan minik elleri görünce Gözlerim dolu dolu gülümsedim gülümsedim.
Haziran 2011 Hayatıma ikinci hayalimi dahil ettim. Karate Kid olmak!
Aikidoya başladım. Gözlerim dolu dolu gülümsedim gülümsedim.
24 Temmuz 2011 Vize- Kırklareli ilk teleskopuna kavuştu. İlk defa bir festivale katılmıştım. Kültür ve Sanat festivali. Oldukça renkli idi. Bir Belediye başkanı astronomiye ilgi gösterdi ve ona önem verdi. Astronomi sunumları yapıldı, halk bir yandan konserle coşarken bir yandan evrenle tanıştı. Gözlerim dolu dolu gülümsedim gülümsedim.
Bu arada Sevgili Enver Abim ve Sevgili Ertan kardeşim bana bir ayna yapım makinesi yaptılar. Sanayideki canlarım onlar benim. Hubble’ın aynasının yapılışını bile seyrettiler. Atölyemde cam tozu yuttular ve makineyi cillop gibi tamamlayıp teslim ettiler.
Atölyeme astronomide okuyan canlarım geldilerrrr, gittiler… Yepyeni canlı canlı insanlar tanıdım. Dostlar edindim. Bu devam edecek. Yaptığım ayna sayısı 20′ye yaklaştı.
Ve sevgili blogum asıl önemlisi bütün bunlar sadece 6 ay içinde gerçekleşti. Geçen yıl bu zamanlar hayallerimin ilk durağı Mor Panjur’un duvarlarını boyuyor idim. Ve Sevgili blogum ikinci önemli şey ise şu an gözlerim dolu dolu ağlıyorum. Çünkü bu yaptıklarımı şu an yazana kadar ben farkında değilmişim. Eminim burada yazmayı atladığım daha bir dolu şey de vardır amma amması gözlerimmmmm….
Hani o akan göz yaşlarında İstanbul’u bırakıp gidiyor olmak da var amma, ikimizde biliyoruz değil mi? Tek Dünya Tek gökyüzü olduğu sürece yüreklerin nerede kiminle nasıl attığı farketmeyecek. Nerede olursan ol, seninle aynı gökyüzünü paylaşıyor olacağız.
Ve gelecek henüz burada olmadığı için bu sefer gelecekle ilgili düşüncelerimi yazmayacağım. Onlar bu sefer içimde saklı kalacaklar.
Şimdilik hep ama hep SEVGİ ile kal… Benden sana tek hatıra gülüşüm kalsın iki gözüm, harcama boşa :D
Gözlerim dolu dolu okudum, gülümsedim gülümsedim… Hayallerime bir adim daha yaklaştiğimi hissettim.
Yaninizda ol(a)masakta, yürekten destekleyen birileri var her yerde, bilesiniz istedim.
Sevgiyle..
Çok teşekkür ederim
Sevgimle…